• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Bu yaptıklarıyla ‘ödüllendirilme’ beklentisi…
  • 0
  • 28 Temmuz 2018 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Bazen olaylar ard arda geliyor…

Bir yerde artık ‘durdurulamazlık’ biçimlenmeye başlıyor…

İçlerinde taşımaktan ‘eziklik’ yaşanıyor, içlerinde birikmiş o ‘acımsılığı’ sonucu ne olursa-olsun boşaltmak isteniyor…

Kimi zaman ‘kin’ dolu…

Kimi zaman bir yerlere yama olabilme uğruna cesaretli…

Kimi zaman eylemlerinden dolayı hoşnutlu…

Kimi zaman ‘kirli’ söylemin hiç biri dizginlenmeden…

Kimi zaman yaptıklarıyla ‘ödüllendirilme’ beklentisi…

Olanlara şaşırıyor muyuz?

***

Geçtiğimiz haftaydı…

Adana’nın ‘demokrat belediyesinin’ bahçesinde bulunan Atatürk ile bir kız çocuğunu bir araya getiren büste, satırlı biri saldırıyor. Orada bulunmaktan, gelenlerin yer yer fotoğraf çektirmelerinden başka bir ‘rahatsızlığı’ olmayan bu yapıta yapılan bu ‘dondurucu’ eylem karşısında çevreden koşan olmuş. Saldırganın elindeki satır alınmış. Kimileri tartaklamış. Ardından polise teslim edilmiş…

Neyin sıkıntısıdır bu?

Atatürk ne yapmıştı?

Ekmeğini mi çalmıştı, yaşam alanını mı yok etmişti, ülkesini mi satmıştı, herkes kaçacak yer ararken o’da mı onlara uymuştu, emperyal ülkelere uşaklık mı etmişti, insanına kumpas mı kurmuştu, ülkenin sömürülmesi için dış işbirlikçilerle işbirliği mi yapmıştı; ne?

Büstte hem Atatürk’ün, hem de kız çocuğunun baldırlarını yaralamıştı satırla. Sonra da nerelerine ulaşabildiyse sallamış!

Olayın yaşandığı Çukurova Belediyesi bahçesinde saldırı ardından gelişmeleri değerlendiren Başkan Soner Çetin ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün değerine yapılan saldırı karşısında susmayacağız’ demiş…

Sistem siyasetçilerinin ‘tipik’ açıklamaları gibi…

Atatürk’ün büstünü belediye bahçesine dikmekten başka; Ata’nın hangi ilkesine odaklanılmış, hangi ilkesi üzerinde çaba harcanmışsa…

***

Daha birkaç gün önce…

Kara çarşafın içerisinde, başında güneş gözlüğü, makyajlı bir halası ile kuzeninin ısrarıyla Anıtkabir’e giden bir kız,; Atatürk’e ‘hakaret’ içeren bir video çekiyor, ağza alınmayacak sözlerle süslüyor, onu da sosyal medya hesabından paylaşıyor…

Şunları söylüyor:

‘Görüntüleri yalnız arkadaşlarımla paylaştım, kendi isteğimle çektim, kimse zorlamadı, kimseden de yardım almadım.’

‘Provoke amaçlı çekmedim, bir anlık cahilliğime geldi, sekiz yaşımdan beri kapalıyım, altı yıldır çarşaflıyım.’

‘Halam ile kuzenlerim videoyu kaldırmam için beni uyardılar. Ben de beş dakika içinde kaldırdım, ardından ailem tarafından özür videosu çekmem yönünden uyarıldım. Ancak ben hiçbir anlam ifade etmeyeceği, videonun çoktan yayılmış olduğundan dolayı çekmek istemedim. Ben çekmeyince kuzenim benim adıma özür videosunu çekip kendi hesabından Instagram hesabından büyük sayfalara attı’

Bazen bu tür eylemleri oluşturanların ‘bu denli’ rahat olmalarına anlam veremem!

Anıtkabir’de ‘hakaret’ videosu paylaşan ‘kara çarşaflı kız’ demek yetiyor kendi adıma!

Ne adı, ne kimliği hakkında bir başka bilgi…

‘Kimseden yardım almadan kendim çektim, kimseden yardım almadım, özür de dilemedim’ diyor.

Bu zamana değin nasıl bir eğitim almış, kimler eğitmiş, düşünce ablaları kim, hangi yazarları okumuş, hangi büyüklerini dinlemiş de ‘hakaretini’ güçlendiren bir duruş sergiliyordu; onu düşünüyorum!

***

Ard arda yaşanan olaylar, sıra bu ülkenin ‘değerlerine’ saldırı biçiminde ortaya çıktığında bile ‘eylemcinin’ cesaretliliği gözleniyorsa orada durulmalı…

Neden böyle bir ‘eylem’ içerisinde olduğu sorulduğunda da ‘ben yaptım, hiçbir yardımcım yok’ denebiliyorsa…

Bu ‘kin’ doluluk…

Bu bir yerlere yama olabilme uğruna cesaretlilik…

Bu eylemlerinden dolayı hoşnutluluk…

Bu ‘kirli’ söylemin hiç biri dizginlenmeden…

Bu yaptıklarıyla ‘ödüllendirilme’ beklentisi…

İyi mi, istenen bu mu?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM