• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
‘Kötü’ yönetimin ürünleri!
  • 0
  • 22 Temmuz 2018 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ülkemizde, ekonominin nerede olduğunu iktidarın‘söylemlerine’ bakarak anlamak olanaksız!

Özellikle de, ‘söylemlerinde’ iyiye giden kronolojiler çizdikleri sürece korunduklarından, koltuklarından alınsalar bile bir başka koltuğa yöneltilme güvenceleri olduğundan dolayı ‘her şeyi’ güzellemek yerli-yerinde!

Yurttaş geçim sorunu ile baş etmek için didiniyormuş,

Üniversiteli iş bulamadığından dolayı kaygı doluymuş,

Üretici ürününü satarken kazanamıyormuş,

Esnaf işlerin bozulması nedeniyle çekinin karşılığını ödeyemiyormuş,

Veli öğrencisini ‘istediği’ biçimde eğitemiyormuş,

Adaletsizlik, haksızlık, hırsızlık almış başını gidiyormuş…

Yönetenlerin umurunda değil!

***

Gazetelerin siyasi sayfalarından daha çok ‘ekonomi’ sayfaları dikkatimi çeker.

‘Yakın görme’ bozukluğu olan okurların, çıplak gözle okuyabileceği başlıklardan bazıları şöyle:

-İlk altı ayda bütçe kırkaltı milyar lira açık verdi.

-2018 yılının ilk altı ayında, dokuzbuçuk milyar liralık çek karşılıksız çıktı.

-Özel sektörün dış borcu ikiyüzyirmiüç milyar dolar oldu.

-Moody’s’ten bankalara sorunlu kredi uyarısı.

-Türkiye OECD içinde işsizlikte en kötü dördüncü ülke.

-Tütün ürünlerinde vertgi artışı.

-IMF, Türkiye’nin büyüme beklentisini düşürdü.

-Süt üreticileri, yemin yüzde kırkaltı zamlanmasına karşın çiğ süte yüzde sekiz oranında zam hazırlığı yapılınca isyan etti.

-Fıstık, fındık, üzüm, kayısı, narenciye dışındaki tarım ürünlerini dışalımla sağlıyoruz.

-İnşaat alarm veriyor…

***

Ünlü düşünür ‘ekonomik özgürlük olmadan, bir başka özgürlükten söz edilemez’ diyor.

Bireyin doyabileceği kadar ekmek, aydınlanabileceği kadar ışık, uzanabileceği kadar düzlem, konuşabileceği kadar alan, sevebileceği kadar gülen yüz, yarını yaşayabilecek kadar umut…

‘Ekonomi’ denince banka kasasındaki para, deniz kıyısındaki yazlık, bindiği çok beygir güçlü otomobil değil yalnızca akla gelecek olan…

‘Ekonomik özgürlük’ sağlanmadan yat, kat, para anlam bulmaz!

Yurttaşın doyabilmesi için uğraş veriliyor mu, aydınlanması için önü açık tutuluyor mu, dinlenmesi için günlük alışılmış yaşamından ayrılabiliyor mu, sesini duyurabiliyor mu, gülümseyebilecek anlar bulabiliyor mu, gelecek için konuşabiliyor mu?

Bunların hangileri için uğraş verildi, ya da verilmekte, onyedi yıllık iktidarca?

Yurttaş ‘doymak için iş istiyorum’ dediğinde, hangi iktidar eli uzandı?

Yurttaş ‘üretmek istiyorum, hem kazanmak hem de ülkeme kazandırmak istiyorum’ dediğinde; hangi kurum, kuruluş, güçlü el girdilerini sağlamanın sözünü verdi?

Oldu mu, var mı böyle bir şey?

***

Yeni oluşan rejimin, yeni bakanları belirlendiğinde ekonomiyle ilgili-ilgisiz tüm isimlerden ‘ülkeyi ileri düzeye’ taşıyacaklarının sözlerini duyduk.

‘Ülkemizin ekonomisini düzelteceğiz!’

‘İşsizliğin düşürülmesi için çaba harcayacağız!’

‘Tarımı gelirlerini artıracağız!’

Buna benzer birçok tümce duyduk, yeni bakanlardan!

Bunları dinlerken düşündüm mü, üzüldüm mü, ‘-ceğiz, -cağız’ söylemine inandım mı, umutlu muyum, inanmalı mıyım anlayamadım doğrusu…

Kurtuluşundan bu yana en uzun iktidarda olan bir partinin, bakanlık koltuklarına oturan bir öncekiler arkadaşları olmalarına karşın; geçmişlerini kırıp-dökerek konuşmalarını anlayamıyorum!

Ekonomi düzelecekse, demek ki bir önceki bozmuştur!

İşsizlik düşürülecekse, demek ki bir önceki gereken özeni göstermemiştir!

Tarım gelirleri düzeltilecekse, demek ki bir önceki bozmuştur!

Bir de ‘yeniden’ aynı bakanlığın koltuğuna oturanın ‘halkımızın huzur içerisinde yaşamasını sağlayacağız’ demesini de anlayamıyorum!

***

Düşen kredi notu, dönen çekler, değer yitiren ulusal para, tarımda girdilerin artması, birçok tarım ürününün dışalımla sağlanması, beton yatırma yapılan harcamanın can çekişmesi, verilen cari açığın büyümesi…

Tüm bunlar, onlarca ‘tutarsız’ özelleştirmeye karşın ‘kötü’ yönetimin ürünleridir!

TÜRK TEKEKOM’ NE OLUYOR?

Adana, Kozan, Horzum… Adana ile yüz kilometre uzaklığı olan, yaz aylarında yirmi-otuzbin yaylacının olduğu konuşulan, şirin bir yerleşim yeri. Kozan çevre yolundan Sırelif yokuşunu aşarak ulaşılan Kozan Barajının ardından, önce Dağılcak dinlenme alanı, ardından Suluhan yaylası, sonra da Horzum… Hepsi görülmeye değer! Değer değmesine de… Bilindiği gibi günümüzde ‘iletişim’ oldukça önemli. Horzum’da uzun yıllardan bu yana tüm gsm operatörlerinin baz istasyonları var! Nedenini bilmiyorum ama, birkaç günlük yaylacıların şu an için en belirgin sorunu TÜRK TELEKOM OPERATÖRÜ… Diğer operatörler kesintisiz çalışırken, gün içerisinde üç-beş kez, bazen bir saat, bazen üç saat ulaşım kesiliyor! Yaylacıların iki aylık dinlence dönemlerinde kesilen iletişim TÜRK TELEKOM için hoş olmuyor! Bilinsin!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM